İnsan

  Rüzgarın var olduğunu nasıl anlarsın? Etrafındaki nesneleri hareket ettirişinden. Onları bir yerden bir yere savurmasından. Sadece rüzgara bakarak işte rüzgar var diyemezsin ancak etkilerinden o var dersin. Gerçeklik gibi. Gerçekliğin onu anlamamız için bize sunduğu somut bir örnek.

  Mutlaka ki her şeyin bir sebebi olmalı. Doğumdan ölüme kadar ki deneyimlediğimiz yaşamın bi sebebi olmalı. Eğer sadece yaşayıp sorgulamazsak beynimiz neden var? Var ki hayatı sorgulayıp hayatta oluşumuzun değerini ve amacını anlayalım.

 Zamanla insanlar değişik araç gereçler ürettiyse bunları bir amaca hizmet etmesi için yapmışlardır. Yaptıkları şeyden bir beklentileri olmuştur; mesela bir kurutma makinesi tasarlayan bir insan ondan kurutma işlevini bekler çeşitli parçaları bir araya getirir ve sonuçta ortaya çıkan bu makine onun isteğini yerine getirir. İşlevini yerine getiremeyen makine ise değersizleşir ve çöp olmaya mahkumdur. Peki ya insan?

  Elbette ki insan da bir hizmet uğruna var olmuştur makineler gibi. Fakat insan var oluş sebebini bilmeyip buna uygun yaşamazsa değersizleşmez mi? İnsan ego değildir.. İnsan hizmet aşkıyla yanıp tutuşandır, hakikatini bilmek isteyendir. İnsanı üstün kılan düşünebilmesidir, arayış içinde olmasıdır. İnsanı değersizleştiren egosu ve beynini kullanmayışıdır.

  Bir çok görüşün tersine insanı değersiz kılan bilhassa duygularıdır. Duyguları onun yüküdür ve hakikatiyle arasındaki perdedir. İnsanı insan yapan duyguları değildir. Duygular ego uydurması, insanın hakikatini bilmesiyle önündeki engel olan şeytan uydurmacasıdır. Korku,öfke… Bu nedenle bilinçli bireyler çocuklarına korku ve öfke gibi duyguları öğretmekten kaçınırlar. İnsan zahire geldiğinde tertemiz bir beyindir. Hayret içindedir. Sorular sorar ve ona ne verilirse o olur. Eğer yanlış fikirlerle aşılanırsa bu fikirlerle hayatına yön verir ve o fikir olur çıkar. Bu bir insana verilebilecek en büyük hasardır.